Derrida için Önsöz: Koşaç ile Buluşma

Prakash Kona

Bu makalede Derrida’nın felsefesine bir önsöz oluşturarak, Derrida’nın felsefesini “tanıtmayı” amaçlıyorum. Ancak Derrida’nın tartışmasının tümü, özgün bir çehre ve anlamdan yoksun olan felsefenin sadece önsözünün yazılabileceği fikrine dayanır. Derrida’nın çalışmalarının tümü de sadece felsefeye bir önsöz oluşturmaktan ibarettir; benim ortaya koyduğum önsöz ise Derrida’nın okuyucularına sunduğu önsözden iki derece uzaktır. Kısaca bu, Derrida’nın fazla ciddiye alınmayan ancak anlamın oluşmasında temel bir rolü olan koşaç ile buluşmasıdır. Koşaç nedir? Tarihsel olarak ciddiye alınmayan belli başlı marjinal grupların felsefi ifadesidir. Spivak’ın, Derrida’nın Of Grammatology’sine yazmış olduğu önsöz nezdinde benim önsözüm gerçekten bir derece daha uzaktır. En nihayetinde, felsefe (yazar ve okuyucu arasında bir bağ kuran) önsöz ya da koşaç ile bir buluşmadan başka nedir ki? Hem metodolojik açıdan hem de verileri yorumlarken ödün vermeyen bir tutum içerisinde olmamız mümkün müdür? Bu, Derrida’nın paradoksudur: bunların birer tutum olduğunun bilincine varmadan herhangi bir tutum içerisine giremeyiz. Sürekli değişken yapısıyla ve bir işaretleyen (signifier) olarak koşaç, bir Zen ustası gibi, durumlara yüklediğimiz, kelime kafeslerinde hapsolmuş anlamları sürekli olarak didikler durur. Beşeri ve Sosyal Bilimler söylemlerinde üst-anlamlarla doludur; demek istediğim araştırmacı bilim insanları kesin tutumlar içerisine girerler ve gerçekleri bu tutumların ışığında yorumlarlar. Tutumlarımızın temelinde varolan sınıf, ırk, cinsiyet ve diğer önyargıların bilincinde olmak, metni bütünselliğin pençesinden kurtararak anlam için sonsuzluğun kapılarını açacaktır.

Anahtar Kelimeler: Yapıbozumculuk, felsefe, farklılık, koşaç, ötekilik.